İrtibat bürolarının, yabancı sermaye mevzuatına göre ticari faaliyette bulunmaları yasak olduğundan bu büroların iktisadi yapılarının özellikle Maliye açısından yakından takip edilmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

İrtibat büroları ticari faaliyette bulunmadıkları müddetçe kurumlar vergisi ve katma değer vergisi yönünden mükellefiyet tesis ettirmeyeceklerdir. Ancak, yine de bir takım ödemeleri nedeniyle GVK md. 94, Damga Vergisi Kanunu ve SSK açısından bazı beyan ve ödeme mükellefiyetleri vardır.

Ayrıca Maliye idaresi tarafından verilen çeşitli görüşlerde de, ticari faaliyette bulunmamasına rağmen irtibat bürolarının faaliyetlerinin anlaşma kapsamında işyeri oluşturup oluşturmadığının tespiti ve izlenebilmesi için teşebbüslerin dar mükellef olarak mükellefiyetlerinin tescil edilmesi ve Vergi Usul Kanunu?nda öngörülen defter tutma, belge düzenleme ve bunların saklanması ve ibrazı gibi ödevleri yerine getirmeleri gerektiği açıklanmıştır.

İdarenin irtibat bürolarını dar mükellef kurum olarak mükellefiyete tabi tutmak istemesinin nedeni muktezalardaki ??anlaşma kapsamında işyeri oluşturup oluşturmadığının tespiti ve izlenmesi?? şeklindeki açıklamaları ile izah edilmiştir. Kısaca idare irtibat bürolarını izlemek, kontrol altına almak, kontrol etmek gibi nedenlerle dar mükellef statüsünde mükellefiyete tabi tutmaktadır.

İdare irtibat bürolarını ilişkin görüşlerini, her an ticari faaliyette bulunabilecekleri yaklaşımı üzerine kurmuştur. İrtibat bürolarını izlemek (mükellefiyet tesis ettirerek), kontrol etmek (beyanname verdirerek) bu yaklaşımın bir sonucudur.

Tüm bunların yanı sıra , irtibat büroları yukarıda açıklandığı gibi bazı ödemeleri ile çeşitli tevkifatları yapmak ve beyan etmek mükellefiyeti ile karşı karşıya kalabilecekleridir. Bilindiği üzere, mevzuat açısından tüm beyanlar geçerli belge ve kayıtlar ile ispat edilebilmelidir. Örneğin, verilecek bir muhtasar beyannamede yer alan tevkifata dair belge ve kayıtların incelenmesi gerekebilecektir. Yine çalıştırılacak personel için ödenmesi gereken sigorta ve işsizlik primleri de yine geçerli bordro ve kayıtlarla ispat edilebilmelidir. Yine çeşitli para transferleri (yurt dışından irtibat bürosuna), banka hareketleri veya diğer nakit ödemeleri ya da çek düzenlemelerinin takibi vb. (sadece denetim amaçlı değil, irtibat bürosu faaliyetlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi içinde) ancak tüm bunların düzenli bir şekilde defter kayıtlarına işlenmesi ile sağlanabilir. Bilindiği üzere, deftere kaydedilecek her türlü işleminde mutlaka açıklayıcı, ispat edici bir belgeye dayanması yasal zorunluluktur.

Sonuç olarak, kurulacak irtibat bürosu bilanço esasına tabi olarak yevmiye defteri, defter-i kebir ve envanter defteri tutmak, bunları VUK hükümleri çerçevesinde tasdik ettirmek ve saklamakla yükümlüdür. Ayrıca, GVK md. 94 kapsamında yapabileceği bazı ödemeler için muhtasar beyanname vermesi ve ayrıca çalıştırılacak personele yapılacak ödemelerden damga vergisi kesintisi yapılacağı için vergi dairesinde mükellefiyet tesis ettirmesi de gereklidir. Ancak, dar mükellef statüsünde de mükellefiyet tesis ettirerek, ticari faaliyeti olmadığı halde kurumlar vergisi beyannamesi vermek zorunluluğunda olup olmadığı tartışmalı bir konudur. Olsa bile bu beyannamenin sadece bilgilendirme amaçlı olarak ?boş beyanname şeklinde verileceği tabiidir.

Yukarıda da açıkladığımız gibi irtibat büroları kesinlikle ticari faaliyette bulunamaz ama bu asla bazı gelirler elde edemeyeceği anlamına gelmez. Atıl fonların değerlendirilerek faiz geliri elde edilmesi ya da büroya ait bazı taşınmazların kiraya verilmesi gibi. Ancak bu gibi hususlar her zaman eleştirilmeye açık konulardır. Çünkü, olabilecek bir takım gelirlerin (faiz, kira vb. ticari faaliyet dışı olsa dahi) beyana konu edilmesi gerekirdi eleştirisi ile cezalı tarhiyatla karşılaşılabilir. Bu nedenle irtibat bürosu sadece amacına uygun bir şekilde çalışmalı, ödeme yapılacaksa bu ödeme için yurt dışından gerekli para transferi beklenmeli ve mümkün olduğunca irtibat bürosunda para tutulmamalıdır (ya da sadece kısa süreli günlük olağan giderler için tutulmalı), gayrimenkul edinilmesi ise amacını aşan bir faaliyet olarak değerlendirilebileceğinden bu gibi spesifik yatırımlardan kaçınılmalıdır.